Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Seviyorum seni be adam…

Futbolculuğuna yetişebildiğim için şanslıyım. O konudaki ilahi durumun apayrı zaten. Serseriliğin, uslubun, oyunu sevdirmen, puro ile antrenman yaptırman, küfürlerin, belgeselin…

Bir tanesin.

Quaresma Geldi, Valla!

Beşiktaş ‘sonunda’ bombayı patlattı. İmzanın aylar öncesinde atıldığı, olası bir Fenerbahçe şampiyonluğunun hemen ardından açıklanmak üzere bekletildiği söylenmiş, hatta Quaresma formalarının bile hazır olduğu iddia edilmişti. Nitekim Beşiktaş yönetimi de transfer görüşmelerini borsaya bildirerek Portekizli’yi gündemin ilk maddesi yapmıştı. O zaman buralar dutluk, Beşiktaş’ın teknik direktörü Denizli’ydi.

Aradan zaman geçti…

Portekizli yıldız ikna edilmiş ve imza atılmışsa, beraberinde getirdiği tüm soru işareklerine rağmen bu transfer bombadır. 83 doğumlu, özgeçmişinde Porto, Chelsea, Inter Milan yazan oyuncu tartışmasız futbolumuza katkıdır. Uyumu, Schuster ile anlaşması, yetenekli ama koşmuyor arkadaş kısımlarını sezon boyunca konuşuruz…

Güney Kore: 2 – Yunanistan: 0

Bugüne kadar iki ülke ikisi de hazırlık maçı olmak üzere karşı karıya geldiler. Suudi Arabistan’da 2006 senesinde oynanan maç 0-0 biterken, 2007’de Craven Cottage’de 1-0 kazanan ülke Güney Kore oldu. Güney Kore Dünya Kupası söz konusu olunca tam anlamıyla Asya’nın Gururu mertebesine yükseliyor. 8 kez bu şölen içerisinde yer alabilmişler. Afrika’ya gelirken de 7 galibiyet bir beraberlikle isimlerini kupaya yazdıracak kadar iyiler. Oynadıkları yarı final halen akıllarda… Yunanistan ise sadece ikinci kez Dünya Kupası heyecanı yaşıyor. Güney Kore’yi maç öncesi öne çıkaran bilgiler sadece bunlar da değildi üstelik. Hazırlık maçlarındaki futbolları ve aldıkları sonuçları da maçın favorisini Asya’da buluyor…

Yerküre üzerinde geçirdiği 71 yıl ile kupanın en yaşlı teknik adamı olan Otto Rehhagel’in “ben sana Avrupa Şampiyonu olamazsın demedim, göze hoş gelen futbol oynayamazsın dedim” denilse yeri olan Yunanistan’ı Dünya Kupaları’nda maç kazanabilmiş değil. Üstelik katıldıkları tek kupa olan ABD 1994’de gol dahi atamamışlardı.

Port Elizabeth’deki Nelson Mandela Bay Stadyumu’ndaki maç tribün anlamında başlamadan hayal kırıklığı yarattı. Seyircilerin ilgisizliği tribünlerde büyük boşluklara neden olmuştu. Ne büyük ayıp!

2004’den alıştığımız üzere Yunanistan henüz ikinci dakikada kornerden golü buluyordu. Ancak erken ve hem de duran toptan golü bulan taraf Lee Jung Soo ile Güney Kore oldu. Defans ve duran top becerisi ile Avrupa Şampiyonu olmayı başarmış bir ülke için hazin bir durum…

İlk golün şoku Yunan oyuncuların üzerinden atılamamışken ikinci gole Yeni Zelandalı hakem Michael Hester penaltı çalmayarak engel oldu. Bu dakikalarda komşumuz Samaras ile sol kanattan gelmek dışında başka bir şey denemiyordu. Nitekim bu arayış cılız biçimde de olsa hareketlenen Gekas dışında destek görmedi. Yunanistan’ın bu etkisizliği karşısında Güney Kore çok daha etkin biçimde gole yaklaştı. Guus Hiddink’in hem milli takımda hem de PSV Eindhoven’da parlattığı, Manchester United’da garip ama bir o kadar da haklı biçimde kendisine forma bulan Park Ji-Sung’ın pası adaşını kaleci ile karşı karşıya bıraktı. Bu kez gole hakem değil kaleci engel oldu.

İlk yarı eveleme geveleme ile 1-0 bitti. İkinci yarının başı aynen maç başı gibi oldu. Yine başlama düdüğünden 6 dakika sonra Güney Kore buldu. Yunanistan topu bu kez kendi yarı sahasında eveleyip kaybedince zaten sotede kontra bekleyen Koreliler Park ile golü bulmayı bildi.

Maçın kalan dakikaları nasıl geçti dersen; Yunanistan yine debedendi ama etkili olmaktan uzaktı. B nedenle de Dünya Kupası tarihindeki ilk gollerini de bulamadılar. Güney Kore ise Arjantin’in Nijerya’yı sadece 1-0 yenmesi ile grup liderliğine yükseldi. Messi +10 karşısında lider olma ihtimalleri düşük, ancak en azından ikinci olacak gibi…

We hate that vuvuzela voice!

Bu ses yeter diyorsan, beynimize tecavüz etti, futbol libidomuzu bitirdi diyorsan bu siteye gir. Gir ve destek ol: http://letskickvuvuzelaoutoffootball.com/

Kötü Maç: Uruguay-Fransa

Ülkeler bazındaki uluslar arası futbol kapışmalarında geleneksel olarak Arjantin’i destekleyen bir kişi olarak Uruguay’a kanım oldum olası ısınmamıştır. Ancak Fransa’nın başındaki Domenech’e olan duruşum da blogu okuyanların malumu. O nedenle maç öncesi karışık duygular içerisindeydim. Ancak sonradan aklıma Henry’nin eli geldi ve tarafım netleşmiş oldu!

Kadrolar açıklanınca Henry’nin kulübede olması Anelka’nın tek forvette yer alacağı şeklinde okunduğunda normal karşılanabilir. Ne de olsa Chelseali mevkidaşına göre çok daha formda… Ancak aynı 11’de Govou varsa ben Henry’nin yerinde olsam epeyce mızmızlık yapardım.

Uruguay ile Fransa bu maça kadar 5 kere karşılaşmışlar, Güney Amerika temsilcisi bu maçlarda 2 galibiyetle Avrupa temsilcisinin 1 yengisine karşı üstünlük sağlamıştı. Fransa’nın domine ettiği turnuvalarda karşılaşmadıkları sonucunu çıkarabiliriz buradan.

 

Maçın ilk yarısı da istatistiklere benzer şekilde geçti. Favori olan Fransa top oynamaya çalışır gibi yaptı ancak en önemli şut Uruguay’dan geldi. Anelka’nın ofsayt pozisyonuna sazanlaması dışında Fransa cılız atalar geliştirdi. Kıpırdanmalar genelde Ribery’nin olduğu sol açıktan geldi. Uruguay ise Diego Forlan’dan medet umdu. Ancak golcü oyuncu kendi ekmeğini taştan çıkarmadığı sürece top yüzü göremedi. Kısır bir ilk yarı izledik velhasıl… İlk maçın stresi yanında Fransa’nın Dünya Kupaları’nda Güney Amerika ülkelerine karşı son golünü 1986’da Brezilya’ya attığı düşünülünce şaşırtıcı bir ilk yarı olmadığını görürüz… Uruguay’ın Dünya Kupaları’ndaki halini de bir diğer istatistik anlatıyordu. Güney Amerika ülkesi son 14 Dünya Kupası maçında sadece bir kez galip gelebildi. O da 1990’da Kore’ye karşı aldıkları galibiyetti… Dünya Kupası’ndaki son maçı da 2002’deki 3-3’lük Senegal maçıydı.

Cape Town’daki Green Point Stadyumu’nda maçın ilk yarısının en heyecanlı anları Japon hakem Yuichi Nishimura’nın kayarak ayakta kalıp kalamayacağına dair bahisleri açtığı pozisyondu!

İkinci yarıda da benzer kısırlık devam etti. Uruguay Forlan’ın ortaladığı serbest vuruşlarla etkisiz kalırken, Fransa’nın ne yapmak istediğini bile anlamadım. Domenech kaleyi gören elini korkak alıştırmasın abansın diyerek yine yaratıcı bir taktik geliştirmiş! Forlan’ın 73. dakikada yakaladığı pozisyon o denli heyecan yarattı ki tribünlerdeki vuvuzela seslerini ilk kez insan sesi bastırdı! Gerisini sen düşün…

64,000 kişinin izlediği maçın ikinci yarısında inanmayacaksın ama bir ilk yaşandı. Uruguaylı Loderio turnuvanın ilk kırmızı kartını gördü. Oysa ilk sarı kartını da göreli henüz 16 dakika olmuştu… İlk sarısını da oyuna girdikten 2 dakika sonra gördüğünü söylersek arkadaşın gazı anlaşılmış olur herhalde.

Maçın unutulmaz bir anı da Henry’nin rakibin eliyle oynadığı iddiasında bulunduğu enstantaneydi. Biraz edep ya hu! Biraz arlanma…

Böylece A Grubu’ndaki iki maç da beraber bitmiş oldu. Kazanan yok. Üstelik biz futbolseverlere de teselli ödülü bile yok. Üfleye üfleye beynimize yapılan tecavüz ile başladık bir Dünya Kupası’na, sonumuz hayrola…

Vuvuzela Eziyetine Son!

İkinci maç itibariyle anlamış bulunuyoruz ki bu Vuvuzela eziyeti sadece ezsahibi ekibin maçlarıyla sınırlı değil… Uruguay-Fransa maçında da eziyet devam ediyor. Herkesi http://www.banvuvuzela.com/ sitesine, oy vermeye davet ediyorum.

İlk Pozlar