Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for 11 Haz 2010

Ülkeler bazındaki uluslar arası futbol kapışmalarında geleneksel olarak Arjantin’i destekleyen bir kişi olarak Uruguay’a kanım oldum olası ısınmamıştır. Ancak Fransa’nın başındaki Domenech’e olan duruşum da blogu okuyanların malumu. O nedenle maç öncesi karışık duygular içerisindeydim. Ancak sonradan aklıma Henry’nin eli geldi ve tarafım netleşmiş oldu!

Kadrolar açıklanınca Henry’nin kulübede olması Anelka’nın tek forvette yer alacağı şeklinde okunduğunda normal karşılanabilir. Ne de olsa Chelseali mevkidaşına göre çok daha formda… Ancak aynı 11’de Govou varsa ben Henry’nin yerinde olsam epeyce mızmızlık yapardım.

Uruguay ile Fransa bu maça kadar 5 kere karşılaşmışlar, Güney Amerika temsilcisi bu maçlarda 2 galibiyetle Avrupa temsilcisinin 1 yengisine karşı üstünlük sağlamıştı. Fransa’nın domine ettiği turnuvalarda karşılaşmadıkları sonucunu çıkarabiliriz buradan.

 

Maçın ilk yarısı da istatistiklere benzer şekilde geçti. Favori olan Fransa top oynamaya çalışır gibi yaptı ancak en önemli şut Uruguay’dan geldi. Anelka’nın ofsayt pozisyonuna sazanlaması dışında Fransa cılız atalar geliştirdi. Kıpırdanmalar genelde Ribery’nin olduğu sol açıktan geldi. Uruguay ise Diego Forlan’dan medet umdu. Ancak golcü oyuncu kendi ekmeğini taştan çıkarmadığı sürece top yüzü göremedi. Kısır bir ilk yarı izledik velhasıl… İlk maçın stresi yanında Fransa’nın Dünya Kupaları’nda Güney Amerika ülkelerine karşı son golünü 1986’da Brezilya’ya attığı düşünülünce şaşırtıcı bir ilk yarı olmadığını görürüz… Uruguay’ın Dünya Kupaları’ndaki halini de bir diğer istatistik anlatıyordu. Güney Amerika ülkesi son 14 Dünya Kupası maçında sadece bir kez galip gelebildi. O da 1990’da Kore’ye karşı aldıkları galibiyetti… Dünya Kupası’ndaki son maçı da 2002’deki 3-3’lük Senegal maçıydı.

Cape Town’daki Green Point Stadyumu’nda maçın ilk yarısının en heyecanlı anları Japon hakem Yuichi Nishimura’nın kayarak ayakta kalıp kalamayacağına dair bahisleri açtığı pozisyondu!

İkinci yarıda da benzer kısırlık devam etti. Uruguay Forlan’ın ortaladığı serbest vuruşlarla etkisiz kalırken, Fransa’nın ne yapmak istediğini bile anlamadım. Domenech kaleyi gören elini korkak alıştırmasın abansın diyerek yine yaratıcı bir taktik geliştirmiş! Forlan’ın 73. dakikada yakaladığı pozisyon o denli heyecan yarattı ki tribünlerdeki vuvuzela seslerini ilk kez insan sesi bastırdı! Gerisini sen düşün…

64,000 kişinin izlediği maçın ikinci yarısında inanmayacaksın ama bir ilk yaşandı. Uruguaylı Loderio turnuvanın ilk kırmızı kartını gördü. Oysa ilk sarı kartını da göreli henüz 16 dakika olmuştu… İlk sarısını da oyuna girdikten 2 dakika sonra gördüğünü söylersek arkadaşın gazı anlaşılmış olur herhalde.

Maçın unutulmaz bir anı da Henry’nin rakibin eliyle oynadığı iddiasında bulunduğu enstantaneydi. Biraz edep ya hu! Biraz arlanma…

Böylece A Grubu’ndaki iki maç da beraber bitmiş oldu. Kazanan yok. Üstelik biz futbolseverlere de teselli ödülü bile yok. Üfleye üfleye beynimize yapılan tecavüz ile başladık bir Dünya Kupası’na, sonumuz hayrola…

Reklamlar

Read Full Post »

İkinci maç itibariyle anlamış bulunuyoruz ki bu Vuvuzela eziyeti sadece ezsahibi ekibin maçlarıyla sınırlı değil… Uruguay-Fransa maçında da eziyet devam ediyor. Herkesi http://www.banvuvuzela.com/ sitesine, oy vermeye davet ediyorum.

Read Full Post »

Read Full Post »

Read Full Post »

Ve futbola tapanların en büyük ayini Dünya Kupası başladı. Karakıtanın ilk kez evsahipliği yaptığı 2010 Dünya Kupası açılış maçında evsahibi Güney Afrika ile Meksika Johannesburg’da karşı karşıya geldiler.

Maça geçmeden söylemeden edemeyeceğim; Dünya Kupası, Dünya Kupası olalı böyle seyirci eziyeti görmedi. Arkadaş o “Vuvuzela” denilen alet ne beter şeymiş! Benzer namelerin Moskova semalarından yükselmesine alışkındık da Dünya Kupası’nda bu şiddetle karşımıza çıkınca insan savunmasız yakalanıyor. Ömer Üründül etkisiyle beraber taca çıkarmak üzere alıcımızın ses ayarı ile oynamak zorunda kaldık! Allah’ını, Ulu Manitusunu seven o aletleri stadyumlara almasın dostlar. Buradan önce 70 milyonluk ülkeme sonra da Afrika’ya sesleniyorum, lütfen!

 83.548 seyircinin izlediği maça Meksika başladı, Güney Afrika izledi desek yeridir. Öyle ki bu kez kanattaki sınırlı alanı değil, rakip yarı sahanın ortalarını kullanma özgürlüğü olan Dos Santos’un önderliğindeki Meksika her an sonucu değiştirecekmiş gibi baskılıydı. Güney Afrika’nın şaşkın defansının biraz beceri çoğu kez şans ile savuşturduğu toplar gol olmadı. İşte devrenin sonlarına doğru bu kez futbol tanrısının dediği bir kez daha oldu; atamayana atarlar. Yazılması zor, okunuşu eğlenceli Bafana Bafana Siphiwe Tshabalala (Şabalala!) enfes gördü uzak köşeyi ve devre arasına ülkesini başı dik gönderdi.

Soccer City Stadyumu’ndaki ikinci yarıda biraz daha tempo, biraz daha Dos Santos ve çokça bireysel hata vardı. Dos Santos aslında Galatasaray ile geçirdiği sezondaki gibiydi; istekli, çalışkan ancak sonuca etkisi yok… Yine de hakkını verelim; belki de sahanın en iyisiydi. İlerleyen anlarda golü yine Bafana Bafana bulabilir oldu, hatta öyle ki direkten dönen, bomboş kaleye girmeyen toplar hep evsahibi istatistiklerine yansıdı. Ancak hemen belirtelim evsahibi tüm tehlikelerini kontra ataklara, akıllı uzun toplara ve Meksika defansının saçmalamasına borçluydu. Meksika’nın maç genelinde topa %65 oranında sahip olması karşı takım teknik direktörünün Parerria olduğu düşünülünce daha anlamlı olur. Özellikle kaçan her pozisyonda ismi geçen Katlego Mphela’ya çok karabüyü yapılır bu akşam benden uyarması. Ancak Barça’daki bitiriciliğini bildiğimiz defans oyuncusu Marquez kaleci ile karşı karşıya affetmedi ve ilk maçın hakkı olan skoru ilan etti:1-1.

Futbol şaşırtıcı bir oyun elbette, ancak bazen tarihin tekerrürüne de itimat etmek lazım. Bugüne kadar ilk maçını oynayan hiçbir evsahibi takımın mağlup olduğunu yazmadı futbol tarihi. Bu istatistik en azından 2014’e kadar devam edecek…

Meksika: 01 Perez , 02 Rodriguez , 03 Salcido, 04 Marquez , 05 Osorio , 12 Aguilar (Guardado, 56), 16 Juarez,06 Torrado, 09 Franco (Hernandez, 73), 11 Vela (Blanco, 69), 17 Giovani

Güney Afrika: 16 Khune, 02 Gaxa, 04 Mokoena, 15 Thwala (Masilela, 45), 20 Khumalo, 08 Tshabalala, 10 Pienaar (Parker, 83), 11 Modise, 12 Letsholonyane, 13 Dikgacoi, 09 Katlego Mphela

Read Full Post »