Feeds:
Yazılar
Yorumlar

Archive for Mayıs 2010

 

FourFourTwo’nun futbol konulu fotoğraf yarışması. Daha uzun bir internet adresi olabilirdi, az düşünmüşler! http://www.fourfourtwophotoawards.com/

Amatör ve profesyonel olarak iki ayrı kategoride yarışacak adayların adrese bakmasında yarar var. Fotoğraflar 1 Eylül 2010’a kadar gönderilebilir…

Reklamlar

Read Full Post »

“Altyapı” sözcüğünün zihinlerdeki çağrışımı, 2000’li yılların başında deneyimlerinden dolayı, beni son derece rahatsız etmeye başlamıştı. Çünkü insanların bilinçaltında (kulüp içinde! ve dışında) hep altta olduğumuzu fark ettim. Örneğin hiç bir zaman Altyapı’ya yeni bir şey alınmazdı; A-Takım’ın eskileri Altyapı’ya gönderilirdi... Basın da bile hiç bir şekilde haber değeri yoktu Altyapı’ların. Kimsenin de umurunda değildi açıkçası Genç Futbol Dünyası…  Altyapı’yı sadece PAF Takımdan ibaret zannediyorlardı. İçeride ve dışarıda…  
Sportif bir tanım olmadığından, çok daha fazla inşaat terimi gibi gelmeye başlamıştı “Altyapı”. Daha da ileri gitmek gerekirse, yollarda hepimiz görmüşüzdür Belediye’nin kazdığı yollarda “Altyapı Çalışmaları” yazısını… Bir gün fark ettim ki Altyapı “kanalizasyon” demek…
O gün bir şeylerin değişmesi gerektiğini fark ettim… Hem de en temelinden sarsılarak, en doğru bilinen gerçeklerden başlayarak…
İnsanların bakış açısını değiştirmek aynı zamanda Genç Futbol Dünyası’na farklı bir ivme kazandırmak adına düşünmeye başladım. Bunu nasıl yapabilirdim? Altyapıya olan bakış açısının gereken değeri verir şekle gelmesi için neleri değiştirmemiz gerekir? Temeli hangi kavramın üzerine oturtmamız lazım?
Aklımdan geçen ve cevap aradığım sorular listesi uzundu.
İç ses “Bilim” dedi. Ve o ses her zamanki gibi haklıydı.                                                                                             
Futbol bilim değildi fakat bilimden faydalanmak zorundaydı.
Nasıl bilim olabilirdi ki? 90 dakika boyunca, gol için her şeyi denersin, maç boyunca tek kale oynarsın, öne geçmek adına denemediğin taktik, organizasyon kalmaz; fakat rakip 90. dakika kalene bir kez gelir ve GOL…
Böylelikle futbol organizasyonu ve eğitimine daha fazla bilim sokmak için, önce başından beri beni rahatsız eden şu “kanalizasyon” terimini yani altyapıyı ortadan kaldırmak, insanların bakış açısını değiştirmek ve yeni bir ivme yaratmak gerekiyordu.
Kısacası “DEVRİM” gerekiyordu.
Bütün bunları gerçekleştirmek için en ideal tanımın “FUTBOL AKADEMİSİ” olduğuna karar verdim.
Yıllar önce okumuş olduğum bir kitapta “SOCRATES” in öğrencisi olan “PLATON (EFLATUN) ” un Atina da kurmuş olduğu “ATİNA AKADEMİSİ” (felsefe okulu) ve kapısındaki “GEOMETRİ BİLMEYEN GİREMEZ” tabelası beni çok etkilemişti. Bahsi geçen okul tarihteki ilk “AKADEMİ” idi.
Hemen bir araştırma yaptım. “AKADEMİ”nin bir unvan olduğunu ve bunun ancak bir üniversite tarafından verilebileceği ile karşılaştım. Yani Florya’da, kapının üzerine kendi başına “AKADEMİ” tabelasını asamazdın.
Bu projemi kulüp içinde aynı dili konuşabildiğim birkaç kişiden biri olan   Doç. Dr . Bülent Bayraktar ile paylaştım. Kendisi Galatasaray Sağlık Ekibi’nde çalışıyordu. Aynı zamanda İstanbul Üniversitesi  Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulu Müdürü’ydü. Bu konuyu paylaşacağım ve destek alacağım ondan daha iyi biri olamazdı. Tahmin ettiğim gibi de oldu; tam destek gördüm!
Hemen projenin teori bölümünün çalışmalarını başlattık. Projeyi 2 ayaklı yapmaya karar verdik. Çapa Tıp Fakültesi ayağı ve Florya ayağı. Bülent Hoca üniversite organizasyonunun, ben de Florya organizasyonunun üzerine çalışmalara başladık. Gençlerin futbol eğitimleri için en uygun ortam ve sistemleri oluşturdukları düşünülen kulüplerin çalışmalarını inceledim; toplumsal yapımızı, futbol kültürümüzü, gençlerimizin ihtiyaçlarını baz alarak en uygun ve Galatasaray’a özgü modeli yaratma çabası içerisindeydim.
Yaklaşık 5 ay sonra bir proje kitabı ile birlikte İstanbul Üniversitesi ile Galatasaray Spor Kulübü arasında imzalanacak bir protokol hazırladık ve Galatasaray’da futbol yönetenlere sunduk.
Ve sonuç, “GALATASARAY FUTBOL AKADEMİSİ”…
 

VİZYON
Bilimden faydalanarak her zaman en yenilikçi futbol akademisi olmak, Galatasaray profesyonel futbol takımının Avrupa futbol sosyetesindeki yerini  futbol akademimizde eğitim almış üst düzey sporcularla kalıcı olmasını sağlamak.

MİSYON
Gelecek yıllarda Galatasaray Profesyonel Futbol takımının formasını giyecek sporcuların yetiştirilmesinin yanı sıra Galatasaray örf ve adetlerine bağlı; rakibe, hakeme, seyirciye saygılı,  fair-play ilkelerine bağlı sporcular yetiştirmek; bu sporcuları ülke ve dünya futboluna kazandırırken buna paralel olarak kulübümüze ekonomik yönden güç kazandırmak.
Eminim ki birçok insanın bakış açısı değişmişti. Artık “ALTTA” değildik,
Genç Futbol Dünyası artık farklı bir ivme kazanmıştı,
Yine eminim ki “DEVRİM” gerçekleşmişti.
Fakat bir şeyi unutmuştum.
“DEVRİMLER KANSIZ OLMAZ”…
Dünya tarihinde yapılan tüm devrimler kanlı bitmişti…
BIZIMKI DE…
Bizim devrimimizin de sonuçları farklı olmadı…
Ve aylar sonra, gururla, dolu gözlerle seyrettim imza törenini ve arkadaki dev gibi “GALATASARAY FUTBOL AKADEMİSİ”ni
Bir şeyi unutmuşlardı…

“PLATON” un tabelasını…

“GEOMETRİ BİLMEYEN GİREMEZ”

Read Full Post »

Jose Mourinho uğraştı, didindi ve hak etti; sonunda Real Madrid teknik direktörü oldu. Real Madrid, Inter Milan ile tazminat miktarında anlaşınca zaten imzaya kalmış transfer bugün öğlen basın toplantısı ile netleşti. Dünyanın en iddialı teknik adamı, en iddialı kulübünde. Hemen büyük konuşmaya başlamayarak şaşırtsa da yakında dökülür…

Read Full Post »

 

Sessiz kalmak lazım diye düşündüm hep.
Dosteyevski’ den öğrenmiştim.”İNSANIN TANRISI VİCDANIDIR” diye…
Halbuki yanlış anlamışım.
Yeni fark ettim.
Vicdan paylaş diyor.
Vicdanı dinlemek lazımmış.
ve dinledim…

1993 yılında Galatasaray da göreve başlamış,
şu anda ki Florya’da A2 müsabakalarının yapıldığı(üst saha) sahada, kale direklerinin olmamasından dolayı sokak taşlarından kale yaparak  antrenmana çıkmış,
yine aynı sahada antrenmanda, köstebeklerin sahada açmış oldukları çukurlardan dolayı top bu çukurların bölgesine geldiğinde futbolcuları sakatlanmasın diye oyunu durduran,
yemekhanede yoğurt mu?,salata mı?(ikisini aynı anda yiyemezdin) diye sorulan,
antrenmana çıkmak için malzeme dahi verilmeyen(kendi imkanlarımla aldığım yırtık bir Lotto Halı saha ayakkabım vardı.O zamanki maaşımla yeni Halı Saha  ayakkabısı alamıyordum, bundan dolayı 3 kere Beşiktaş çarşıda diktirmiştim)
ve hatta altyapının bir ana kapısının dahi olmadığı dönemlerde çalışmış birisi olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki;

Galatasaray Futbol Altyapısında 1996 yılı bir milattır.

Sn. Fatih Terim’in göreve gelmesiyle,ve onun liderliğinde “Neden Türkiye’ ye özgü, Galatasaray’a özgü bir Futbol Altyapı Modeli olmasın” diye düşünülmüş ve bu doğrultuda Florya da İdari,Teknik ve Tesisleşme anlamında 1996-2000 yılları arasında çok sağlam temeller atılmıştır ve her sezon üstüne yenilikler eklenerek bugünlere kadar getirilmiştir(emek verenleri bir dahaki yazılarımda yazacağım). Böylelikle Türkiye de “GALATASARAY FUTBOL ALTYAPI MODELİ “ gerçeği ortaya çıkmıştır.

Bu yapılanmanın ilk meyveleri 2000’li yılların başında (Okan Buruk,Fatih Akyel,Emre Belözoğlu’ nu bir kenara koyuyorum) Faruk Atalay ve 2002 yılında Sabri Sarıoğlu ile elde edilmiştir.Amacımız Galatasaray Profesyonel Takımına altyapıdan futbolcu kazandırmaktan öte “KALICI FUTBOLCULAR KAZANDIRMAK” idi.Bundan dolayı Sabri Sarıoğlu  çok önemli bir futbolcudur,ilk meyve olarak.Ve ardından bilindik bir hikaye.

Aslında hepsi kendi başına bir hikaye…

Birileri daha olmadan, “oldum” deyip  kaybolup giderken, birisi Türk futbol tarihinin en pahalı bonservisli futbolcusu; birileri “bana BANK ASYA yeterli” derken,birileri “SERİ A” hatta “PREMIER LİG” düşledi.

Alp Küçükvardar  
     

1976  
Sedat Debreli     
    

1983   
Mehmet Aksu  
  

1980   
İlyas Kahraman 
 

1976
Volkan Glatt       
1982   
Kerem İnan
 

1980
Mustafa Çiçek      
    

1982    
Fatih Özer  
    

1986
Murat Akyüz     
 

1981 
   

Ömer Ateş   
1981
Görkem Görk     
1983     
  

Barış Bakır           
1984
Sedat Yeşilkaya  
 

1980    
    

Gökmen Kore       
 

1977
Rasim Vardar    
   

1979         
Faruk Atalay   
      

1981
Eyüp Kaymakçı        
1981            
 

Fatih Akyel      
    

1977
Emre Belözoğlu   
  

1980   
  

Ümit Aydın  
  

1980
Ceyhun Eriş             
  

1977     
 

Orkun Uşak    
  

1980
Gürol Azer          
      

1980    
  

İlker Erbay       
 

1984     
ZAFER ŞAKAR  
 

1985             
ÇAĞRIYARKIN            
1989
SİNAN TURAN  
    

1985     
CİHAN CAN      
  

1986
UĞUR UÇAR         
 

1987       
   

ARDA TURAN  
 

1987
MEHMET GÜVEN           
 

1987      
AYDIN YILMAZ       
  

1988
FERHAT ÖZTORUN  
1987     
 

OĞUZ SABANKAY      
1987
CAFER CAN AKSU       
  

1987  
  

ÖZGÜRCAN ÖZCAN 
1988
ERHAN ŞENTÜRK   
     

1989    
 

FIRAT KOCAOĞLU     
1989
SEMİH KAYA   
        1991             

EMRAH YOLLU   
 

1991
SERDAR EYLİK    
 

     1990        
 

CEM SULTAN  
        

1991
EMRE ÇOLAK          
   

1991   
  

MURAT AKÇA      
         

1990
MÜLAYİM ERDEM    
1987  
GÖKHAN ÖZTÜRK       
1990
BERKİN KAMİL ASLAN
1992    
    

ÇETİN GÜNGÖR
1990
EMİRHAN ERGÜN
    

1990      
BERK NEZİROĞULLARI  
1991
İRFAN BAŞARAN  
1989         
ANIL KARAER        
   

1988
ERKANFERİN            
    1988         SERDAR KEŞCİ      

1988
UĞUR ERDOĞAN    
   

1987  
     UĞUR DEMİROK    
1987

Eğitilen ve eğitenler…Dedim ya..hepsi kendi başına bir hikaye…

İkinci bölüm yakında…

Kaynak: http://www.fatihibradi.com/

Read Full Post »

İngilterenin önde gelen fantezi iç giyim ve seks oyuncakları firmasının Dünya Kupası şerefine çıkarttığı bu oyuncağın adı “Scoregasm : ‘I Love England’ .  John Terry tarafından tavsiye edilen oyuncağın fiyatı ise 29,99 £. Su geçirmez, 3 farklı hızda çalışan bir yumurta vibratör, 7 titreşim özelliği ve 10 metreden işleyen bir uzaktan kumandası var…

Read Full Post »

Galatasaray, ismini tüm dünyada duyuran spor kulübü, milyonlarca taraftarı, kökü asırlara dayanan lisesi, üniversitesi ve ilköğretim okulu, dernekleri, iştirakleri, mal varlıkları ve tesisleri ile devasa bir organizasyon haline gelmiştir. Sporun ama öncelikle de futbolun endüstrileşmesi sürecinde de işin içerisine giren beş adet anonim şirketi ve dernek oluşumu ile de konu finansal olarak başka boyutlar kazanmıştır.

Gelinen noktada; 30 yıl önce yürürlüğe giren, günümüzün modern yönetim yaklaşımlarının uygulanmasına olanak vermeyen, camianın açmazlarına alternatif çözüm yolları bulunmasının önünde engel olan, Galatasaray camiasının tümünü kucaklamaktan yoksun, denetim mekanizmalarını tanımlamakta yetersiz mevcut tüzüğün değiştirilmesi konusundaki ortak irade oluşmuş ve Tüzük Tadil Kongresi toplanmasına karar verilmiştir. Söz konusu kongre 29 Mayıs 2010, Cumartesi günü saat 10:00’da Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde yapılacak. Elbette kongrenin toplanması için kaydı açık üye sayısının 1/10’u kadar üyenin hazır bulunması halinde. Yani 762 kişinin imzasını atmış olması gerekiyor…

Tüzük taslağı Divan Başkanlığı’nca görevlendirilen 16 yetkin üye tarafından hazırlanmıştır. Eski bakanlar, rektörler, hukukçular, duayenler gibi değerli kişilerce oluşturulan komisyon, çalışmalarına 2007 yılında başlamıştır. Söz konusu taslak tüzüğe http://www.galatasaray.org/kulup/haber/7049.php adresinden ulaşılabilir.

Yeni tüzük taslağında üye alımının daha detaylı bir araştırma ve sorgulama sonrasında yapılabilmesi için kurulan Balotaj Kurulu’nun ve bağımsız denetim mekanizmasının tüzüğe eklenmesi önemlidir.

Balotaj Kurulu ile tüm üye adayları yüz yüze değerlendirilmeye ve bir çeşit mülakata alınacaktır. Sadece üyelik formunu doldurmanın yeterliliğinin ortadan kaldırılması, adaylar hakkında ciddi bir değerlendirmenin yapılabilmesi için güzel bir uygulama olduğunu söyleyebilirim.

Galatasaray Spor Kulübü’nün genel üye yapısı irdelendiği zaman; ilgisiz, katılımdan uzak ve ne yazık ki mevcut sorunların çözümü noktasında yetersiz olduğu görülmektedir. Mevcut üye olma koşullarının korunması ile de bu durumun aşılamayacağı malumdur.

Bu noktada hazırlanan taslağın üye profilini daha katılımcı hale getirmekten, Galatasaray camiasının kapalı ve muhafazakâr yapısını değiştirmekten yoksun olduğunu söylemek zorundayım.

Elbette Galatasaray Lisesi her Galatasaraylı’nın övünç duyduğu camianın önemli kurumlarından biridir. Kurucu irade olarak da diğer üyelik türlerine göre bazı imtiyazlara sahip olması kadar doğal bir şey olamaz. Ancak lisede en az iki sene okumuş olanların hiçbir sınırlamaya tabi olmadan üye olabileceği bir ortamın ne denli sorunlara derman olacağını tartışmak gereklidir. 14-15 yaşındaki bir gencin iki yıllık bir eğitim sonrası Galatasaraylılık nosyonunu ne kadar kazanacağı iyi düşünülmelidir.

105 yıllık kulübün bugün yaklaşık 11.000 üyesi olduğu ve bu üyelerin de yine yaklaşık bir söylemle 7600’ün kaydının açık olduğu düşünülürse, elbette kurulacak düzgün bir filtreleme sistemi yardımıyla, kitlelerle Galatasaray Spor Kulübü’nün buluşturulması gereklidir. Mevcut üye profili Galatasaray’ın değişen şartlara adaptasyonunu zorlaştırmaktadır.

Üyelikle ilgili bir diğer değişiklik Galatasaray Liseliler’e sayısal sınırlamayı kaldırmasının yanı sıra; liselilere tanınan öncelikli üyelik hakkını 35 yaşına kadar olan başvurular ile sınırlandırmış olmasıdır. 35 yaşına kadar kulübe üyelik için başvurmamış olan da dışarıdan alınacak üyelerle aynı sürece dâhil olarak yine aynı üyelik hakkını elde edebilir. O yaşa kadar başvurmadıysan otur kendi Galatasaraylılığını bir düşün… Ancak liselilerin bu 35 yaş sınırlandırmasına epeyce karşı olduklarını, kongrede bu konuda aksi yönde çalışacaklarını anlamak / bilmek için de âlim olmaya gerek yok…

Tüzükte üyelikle ilgili yeni eklenen bir bent Galatasaray Üniversitesi mezunlarına ayrılan 40 kişilik kontenjandır. “Galatasaray Üniversitesini bitirmiş” kavramının daha net olarak tanımlanması şarttır. Zira bahsi geçen okulda sertifika programları, tezsiz ve paralı yüksek lisanslar da bulunmaktadır… Zurnanın zırt dediği yerlerden biri de bu maddedir. Egemenlik alanlarını paylaşmak istemeyen, yönetim erkinden vazgeçmek istemeyen tutucu liseliler Üniversite sözcüğünü duymaya bile tahammül edememektedir.

Her yıl alınacak üye sayısı toplam üye sayısının %3’ünden %4’üne yükseltilmiştir. Liselilere verilen sınırsız kontenjan sonrası bu rakamın sıkıntı yaratacağı ortadadır. Örneğin tüzüğün kabul edildiği varsayımından hareketle %4 oranını baz alırsak; Galatasaray Spor Kulübü’ne yeni üye alım döneminde sadece 300 kişi üye olabilecektir. Son iki üye alım döneminde tüzük çiğnenerek üye yapılan 1000’e yakın kişi vardır. Özellikle bu dönemde toplu üye yapılan liseli sayısının 500’e vardığı düşünülürse benzer bir organizasyon sonrası sadece lise kontenjanından üye alınabilecektir.

Son seçim döneminde gerek Adnan Polat gerekse Adnan Öztürk tarafından suiistimal edilen bir konu epeyce eleştirilmişti; aidatları ödenmediği için aktif üyelikleri kapalı olan üyelerin borçlarının tek elden ödenmesi konusu! Oy satın almaya çalışmak olarak da yorumlanabilecek bu olay için gerekli tedbirlerin alınması konusu gerek Mali Kongre’de (27 Şubat 2010) gerekse farklı mecralarda dillendirilmişti. Yeni tüzüğün 20. maddesine “Bu şekilde üyelikleri tekrar kabul edilen üyelerin, gecikmiş yıllık ödenti ödemeleri ile o yıla ait ödenti ödemeleri, Kulüp merkezinde, bizzat kendileri tarafından nakit, ya da kişisel banka kartları ile yapılması koşulu vardır. Üçüncü şahıslar tarafından ödenecek aidatlar, bu sınıfa giren üyeler için geçerli kabul edilmeyecektir.” şeklindeki ekle soruna önlem olmaya çalışmıştır.

Camia içerisinde konuyu ilişkin yapılan değerlendirmelerde; eski sporcuların, özellikle de Galatasaraylı Eski Sporcular Derneği üyelerinin birkaç kez toplandığı, tüzükle ilgili yoğun eleştiriler geliştirdikleri ve kongreye epeyce hazırlıklı gelecekleri bilinmektedir. Tüzüğün hazırlanış sürecinde dışarıda bırakıldıklarını savlayan dernek üyeleri özellikle tesisler ve yönetime ortak olmak kaygılarını dillendirmektedirler. Dernek Başkanı Cengiz Özyalçın’ın son başkanlık seçiminde Adnan Öztürk’ten 4 yönetici sandalyesi için pazarlık yapıp liste dışı kalması ile derneğin söylemlerinin keskinleştiğini görmek başka yorumlara sebebiyet vermektedir.

Genel manzarayı tarif etmek gerekirse camianın tüm kesimleri kendi alanlarını korumak ve genişletmek için mevcut tüzük taslağını olanca güçleriyle eleştirmektedir. Kimsenin başkanı dinleyecek, kitleleri, taraftarı düşünecek, yeni açılımlar geliştirecek, modern spor kulüplerini benchmark edecek durumu yoktur…

Read Full Post »

Bir futbolcu kaç kere Dünya Kupası içerisinde yer alma şansı yakalayabilir ki! Hele bir de bu şans ayaklarının dibindeyken kaçırmak var ya… Üstelik sakatlık gibi bir talihsizlikle bu en büyük ve tutku dolu futbol günlerinin içerisinde olamayacak isim takımın lideri ve makine dairesi olarak tanımlanan bir oyuncu ise; hem oyuncu için hem ülkesi için üzülmek gerekir. Gana orta alandaki en büyük gücü Essien’i sakatlığa kurban verdi. Milli takım ve Chelsea doktorlarının yaptığı değerlendirmeler sonrası Essien’in 11 Haziran’da başlayacak turnuvada yer alamayacağı açıklandı. Essien 2006 Almanya’daki anıları ile tribünde yer alacak büyük ihtimalle…

Read Full Post »

Older Posts »