Ülkeler bazındaki uluslar arası futbol kapışmalarında geleneksel olarak Arjantin’i destekleyen bir kişi olarak Uruguay’a kanım oldum olası ısınmamıştır. Ancak Fransa’nın başındaki Domenech’e olan duruşum da blogu okuyanların malumu. O nedenle maç öncesi karışık duygular içerisindeydim. Ancak sonradan aklıma Henry’nin eli geldi ve tarafım netleşmiş oldu!
Kadrolar açıklanınca Henry’nin kulübede olması Anelka’nın tek forvette yer alacağı şeklinde okunduğunda normal karşılanabilir. Ne de olsa Chelseali mevkidaşına göre çok daha formda… Ancak aynı 11’de Govou varsa ben Henry’nin yerinde olsam epeyce mızmızlık yapardım.
Uruguay ile Fransa bu maça kadar 5 kere karşılaşmışlar, Güney Amerika temsilcisi bu maçlarda 2 galibiyetle Avrupa temsilcisinin 1 yengisine karşı üstünlük sağlamıştı. Fransa’nın domine ettiği turnuvalarda karşılaşmadıkları sonucunu çıkarabiliriz buradan.
Maçın ilk yarısı da istatistiklere benzer şekilde geçti. Favori olan Fransa top oynamaya çalışır gibi yaptı ancak en önemli şut Uruguay’dan geldi. Anelka’nın ofsayt pozisyonuna sazanlaması dışında Fransa cılız atalar geliştirdi. Kıpırdanmalar genelde Ribery’nin olduğu sol açıktan geldi. Uruguay ise Diego Forlan’dan medet umdu. Ancak golcü oyuncu kendi ekmeğini taştan çıkarmadığı sürece top yüzü göremedi. Kısır bir ilk yarı izledik velhasıl… İlk maçın stresi yanında Fransa’nın Dünya Kupaları’nda Güney Amerika ülkelerine karşı son golünü 1986’da Brezilya’ya attığı düşünülünce şaşırtıcı bir ilk yarı olmadığını görürüz… Uruguay’ın Dünya Kupaları’ndaki halini de bir diğer istatistik anlatıyordu. Güney Amerika ülkesi son 14 Dünya Kupası maçında sadece bir kez galip gelebildi. O da 1990’da Kore’ye karşı aldıkları galibiyetti… Dünya Kupası’ndaki son maçı da 2002’deki 3-3’lük Senegal maçıydı.
Cape Town’daki Green Point Stadyumu’nda maçın ilk yarısının en heyecanlı anları Japon hakem Yuichi Nishimura’nın kayarak ayakta kalıp kalamayacağına dair bahisleri açtığı pozisyondu!
İkinci yarıda da benzer kısırlık devam etti. Uruguay Forlan’ın ortaladığı serbest vuruşlarla etkisiz kalırken, Fransa’nın ne yapmak istediğini bile anlamadım. Domenech kaleyi gören elini korkak alıştırmasın abansın diyerek yine yaratıcı bir taktik geliştirmiş! Forlan’ın 73. dakikada yakaladığı pozisyon o denli heyecan yarattı ki tribünlerdeki vuvuzela seslerini ilk kez insan sesi bastırdı! Gerisini sen düşün…
64,000 kişinin izlediği maçın ikinci yarısında inanmayacaksın ama bir ilk yaşandı. Uruguaylı Loderio turnuvanın ilk kırmızı kartını gördü. Oysa ilk sarı kartını da göreli henüz 16 dakika olmuştu… İlk sarısını da oyuna girdikten 2 dakika sonra gördüğünü söylersek arkadaşın gazı anlaşılmış olur herhalde.
Maçın unutulmaz bir anı da Henry’nin rakibin eliyle oynadığı iddiasında bulunduğu enstantaneydi. Biraz edep ya hu! Biraz arlanma…
Böylece A Grubu’ndaki iki maç da beraber bitmiş oldu. Kazanan yok. Üstelik biz futbolseverlere de teselli ödülü bile yok. Üfleye üfleye beynimize yapılan tecavüz ile başladık bir Dünya Kupası’na, sonumuz hayrola…

