
Tamam kabul Dinamo Bükreş’in Galatasaray kalibresinde olmadığı bariz bir gerçek. Ancak yine Barış’ın dahil olduğu orta saha ve takımın renginin değiştiğini kim inkar edebilir? Deyimler sözlüğündeki anlamının karşılığını verircesine ‘diş geçiren’ bir orta saha var artık. Ayhan Akman’ın gölge presi ile Barış’ın bazen kontrolsüz de olsa yaptığı mücadele arasındaki farktan kaynaklanıyor bu durum.
Nonda ve Kewell, Bükreş’te de boş geçmediler. Onlara bu kez Mehmet Topal’ın enfes golü eşlik etti. Topal uzun menzilli denemelerinde bu kez hedefi bulunca, bundan sonra daha moralli yoklar kaleyi. Sabri ise yine iyiydi. Son üç dört maçtır ortalarında da gözle görülür, ruhla hissedilik düzelme var. Nonda’ya yaptığı orta ile nazar boncuğunu hak etti. Leo Franco son iki maçtır içine giydiği atleti değiştirmese yeridir. Takım zaten rahat rahat oynadı, Franco tatil yaptı. Galatasaray o kadar rahattı ki bir ara üç dört dakika ara vermeden paslaştılar. Bu durum takımın birbirine alışması kadar Romenlerin kötü takım olmasından da kaynaklanıyor. Romenlerin yükselişte olduğunu zannettiğimiz futbolunda ciddi sorunlar var. Ülkenin en iyi takımlarından ikisinin bizimkiler karşısındaki halini görünce kara tablo hemen fark ediliyor.
Rijkaard ligde forma giyemeyecek Keita’yı yedek bırakarak mesaj verdi zannediyorum. Fildişili de oyuna girdikten sonra durgundu. Elano’nun durgunluğu da kalıcı galiba. Ben hayatımda bu kadar basit oynayan bir başka Brezilyalı hatırlamıyorum. Taffarel’in geri paslarda verdiği cevap bazen daha cafcaflıydı…

