
Toplama baktığımızda takımlarına olan etkileri olumlu mu yoksa olumsuz bilemem, ancak Beşiktaş taraftarının en yaratıcı bestelere imza attığına inanıyorum. Bazı maçlarda sadece kendilerini eğlendirmelerine de karşı değilim, ama ya saha içerisine olan etki? sorusuna da tatminkar bir cevabım yok.
Bu ön kabulümden dolayı da Beşiktaş maçlarını TV’den izlerken sesini açarım, dikkat kesilirim. Youtube’dan sıklıkla videolarını izlerim. Ancak son dönemde bir şeyler oldu Çarşı’ya ve Beşiktaş grubuna.
Süleyman Seba’yı küfür kıyamet uğurladıktan sonra bazı şeyler geri alınamaz biçimde yok oldu sanki. Önce tribündeki bıçaklanma olayı, ardından tribünü bıraktıklarını açıklamaları ve sonra ticari bir lansmanla geri dönüşleri… Galatasaray deplasmanında Ali Sami Yen’e ettikleri küfür ve şimdi de havaalanında Rüştü eksenli kelle isterük çığlıkları. Takım kötü giderken, oyunun değişmez ve temel olgularından olan taraftara düşen görevleri, verilmesi olası tepkiler seninle mutlakgol’de zaten konuştuk. Taraftar hele şöyle bir kenarda dursun edilgenliğine prim vermediğimi az çok biliyorsun. Ancak son görüntüler hadlerini aşmış bir gruba tanıklık için bizi zorluyor. Ne oluyorsunuz yahu?!
Aşığı olduğunuz kulübün başkanını yumurta yağmuruna tutmak, arabasını tekmelemek ne demek? Takım otobüsünü durdurup Rüştü’yü verin takıma dokunmayalım nasıl bir söylemdir ve hangi eylemlere yol açar düşündünüz mü? Gerçi düşünen herhangi bir insanın bu davranışları gösterebileceğini zannetmiyorum. Ne yapıyorsunuz arkadaşlar sorusunu soracak kadar sakin kalabilen yok mu? Nedir bu rezalet, haklıyken haksız duruma düşmenin başka türlü bir örneklemesi olabilir mi?
Daha kötü sonuçlara tanıklık etmeyelim.


yok ya bu beşiktaş ruhu baska bi sey