
Sanki biri şampiyonluk peşindeki takımları durduruyor. Bu işlemi de onları kötü futbola sevk ederek ya da Toroman’ın pozisyonunda olduğu gibi ‘akıl tutulması’ anları düzenleyerek yapıyor. Fenerbahçe’nin Ankara macerasını televizyondan, Galatasaray’ın Olimpiyat deplasmanını canlı gözle izledim, Beşiktaş’ın ikinci yarıda haftanın en iyi performansını hak eden futbolunu da Okay Karacan’ın anlatımı ile Lig Radyo’dan dinledim, özetlere evde tanıklık ettim. Sivasspor’un Konya karşısındaki futbolsuzluğunu sadece okudum. Çıkarımım o ki herkeste bir centilmenlik, efendilik; ricaederimbenyememsenyecilik. Bir izzet, bir ikram ki sorma gitsin. ‘Kötü olan kazansın’ denerek başlanacak neredeyse maçlara.
Fenerbahçe’nin Ankaraspor karşısındaki performansını ya da İBB karşısındaki Galatasaray’ın futbol aczini yazmak bile adamı futboldan soğutur. Bu kadrolardan sahadaki futbolu çıkarmak da maharet olsa gerek. İstesen bu kadar kötü oynayamazsın, oynatamazsın. İki bööyük şehir belediyesinin de oynamaya mecali olmayınca tadından çekilmez iki 90 dakika işkenceye dönüştü. Tam da Avrupa transfer piyasasında sözlerin kesildiği dönemdeyiz, yanlışlıkla anlaşılmak istenen teknik adam ya da futbolculardan bazıları bu maçları izlemek istese transfer o dakika sonlanır.
Bülent Korkmaz’ın cesuryürekliği futbolculuğunda kalmış anlaşılan. Aynen Aragones’in sistem takımının Madrid’de kalması gibi. Galatasaray zaten üç düşünüp bir eyleme geçerek hücuma çıkıyor, yanlışlıkla öne geçerse onu da yapmıyor. Tamam kabul, takımın yürümeye hali yok, gidenin gelmesi ancak UPS ya da DHL ile mümkün. Ancak bu kadar korkaklık da fazla be usta! İtalyan kaleci ile defans bloğu arasında mesafe kimi zaman kol boyuna iniyor. Orta alan da onların üç adım önünde. Hal böyleyken ‘koş oğlum Baros işin ne’. Lincoln efendi “ben Florya’dan bu kadar uzağa gideceğimi bilseydim sakatlanırdım” der gibi sahada geziniyor. Elinden geleni yapmaya çabalayan tek isim sadece Çek forvet. Nitekim futbol adaleti ona boş kaleye gol hediye etti. Bu arada Türk futbolseverler Nonda’yı iyi izlesin. Kongolu’dan yavaş bir Afrikalı’ya bir daha rast gelmeye bilirler. Bu sezonki fırsatı kaçırmasınlar! İBB maçının tek kazancı defansta ilk kez 11 çıkan Semih Kaya. Soğukkanlı, mücadeleci, ne yaptığını bilen bir havası var. Elbette fiziğini güçlendirmesi şart. Ancak Kewell’ın tandem oynadığı Hamburg maçında 11 çıksaydı Korkmaz bu hafta Manchester City maçına yardımcı göndermiş olur muydu diye düşünmeden edemedik.
Benzer bir şans da Fenerbahçeli futbolseverler için geçerli. En pahalı Emrah taklidi yapan sanatçı ödülünü alan Güiza’nın ülkemizdeki halleri küçük Emrah filmlerinden daha traji komik hale geldi. Bu gişe filmi de kaçmaz… Aragones’in basın toplantıları da stand-upa dönmek üzere, takipcisiyiz.
Beşiktaş ile Sivasspor ise son altı haftaya girdiğimiz günlerde, işin ciddiyetinden ziyade bahar rehavetindeler sanki. Toroman, Terim’in kendisi ile ilgili tercihini doğrularcasına saçmaladı. Haydi bir kart pozisyon içerisinde olabilir, ancak ikincisi tamamen futbol cahilliğidir. Maçta aynı pozisyonda iki kez kale direklerini sallayan Bursaspor’un da performansı göz ardı edilmemeli. Ertuğrul Sağlam sadece sezon başı Beşiktaş günlerindeki kayıplarla değil, İnönü’den çaldığı iki puanla da eski takını yaktı diyecek miyiz acaba sezon sonu…

